Ev sahibinin kendisi veya yakınlarının gerçek, samimi ve zorunlu ihtiyacı doğrultusunda kiracısına açabileceği ihtiyaç sebebiyle tahliye davasının hukuki şartlarını ve sonuçlarını özetleyeceğiz. Öncelikle kısa bir girizgah yapmak gerekirse: Kira sözleşmesinin türüne veya yeni malik olunma durumuna göre belirli yasal süreler içinde açılması gereken bu davada mahkeme, ihtiyacın samimiyetini ve ev sahibinin başka mülkü olup olmadığını öncelikli olarak inceler.
Bu dava Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı nezdinde kurulmuş olan kiralananın yer aldığı ilçe sınırlarında yetkili bulunan sulh hukuk mahkemelerinde açılır. Süreç ilk derece mahkemesinde 1-2 yıl arasında değişebilirken, kiracı tahliye edildikten sonra haklı bir gerekçe olmaksızın taşınmazın 3 yıl boyunca başkasına kiralanamayacağı, aksi halde eski kiracının tazminat talep etme hakkının doğacağı bilinmektedir.
İhtiyaç Sebebiyle Tahliye Davası Genel Şartları Nelerdir?
İhtiyaç sebebiyle tahliye davası, kiraya verenin (ev sahibi veya bazı durumlarda yeni malik), kiralanan taşınmaza kendisinin ya da kanunda sayılan yakınlarının gerçek ve samimi konut veya işyeri ihtiyacı nedeniyle kiracının tahliyesini istemesi için açtığı davadır. Buradan da anlaşılacağı üzere:
İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerekir.
İhtiyaç sebebiyle tahliye davasını sadece ev sahibinin kendisi; eşi, altsoyu (çocukları, torunları), üstsoyu (anne, baba, büyükanne/büyükbaba) veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için açabilir. Şirketler veya daha uzak akrabalar için bu dava açılamaz.
Mahkeme tarafından samimiyet noktasında: tahliye talebinin kötü niyetli olup olmadığı, ihtiyacın gerçek olup olmadığı, ev sahibinin başka uygun taşınmazı bulunup bulunmadığı, ihtiyacın samimi ve devamlı olup olmadığı gibi hususlar titizlikle incelenir.

İhtiyaç sebebiyle tahliye davasının açılması noktasında süreler de çok önemlidir. Bu noktada bir avukat tarafından bilgilendirilerek sürecin yönetilmesinin sağlıklı olacağı sürecin usul yönünden bir hata ile uzamasının engellenebileceği bilinmelidir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde sözleşme bitiminden itibaren 1 ay içinde davanın açılması gerekir. İhtiyaç sebebiyle tahliye davası açma süresi farklı durumlarda farklı sürelere tabidir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise kanundaki fesih dönemleri ve bildirim sürelerine uyularak işlem yapılır. Bunun yanı sıra evi yeni satın alan bir kişi ise, satın alma tarihinden itibaren 1 ay içinde kiracıya yazılı ihtarname göndermek ve ardından 6 ay sonra dava açmak zorundadır.
Bu noktada yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarından da yararlanmak iddianın ispatı noktasında çok elzemdir.

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.Dava, iş yeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyaç iddiası samimi olmadığından tahliye isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6570 Sayılı Yasanın 7/c maddesi gereğince işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye istenebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması, iş yerinin de yapılacak işe uygun ve elverişli olması gerekir. Dava açıldığı tarihte doğmamış bir ihtiyaç nedeniyle tahliye istenemez. Ancak, yakın bir tarihte gerçekleşmesi muhtemel ihtiyacın da tahliye nedeni olarak kabul edilmesi gerekir.
Olayımıza gelince; 25/12/2001 başlangıç tarihli ve dokuz yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacılar, kira sözleşmesinin sona ermesinden önce 10/11/2010 tarihinde tebliğ ettirdikleri ihtarname ile iş yeri ihtiyacını ve sözleşmenin yenilenmeyeceğini davalıya bildirerek 25/05/2011 tarihinde süresinde işbu davayı açmışlardır. Davacılar vekili davacılardan …”in birkaç yıl önce işyerini kapattığı, hali hazırda işsiz olduğunu ve çalışmak istediğini, dava konusu oteli davacılardan …”in işleteceğini, diğer davacıların da bu duruma muvafakat ettiklerini belirterek tahliye isteminde bulunmuşlardır.
Mahkemece, davacı …”in elektrik dükkanı bulunduğu ancak bir kaç yıl önce kapatıp emekliye ayrıldığı, diğer davacıların da iş yerleri bulunup çalıştıkları, ayrıca davacılara miras kalan bir çok gayrimenkul bulunduğu, gelinen süreçte otel açıp işletmek gibi büyük masraf, emek, zaman ve yetenek gerektiren bir işin altına girmenin hayatın olağan akışında beklenemeyeceği bu bağlamda davacıların iş yeri ihtiyacının gerçek, samimi ve zorunlu olmadığı gerekçesiyle tahliye davasının reddine karar verilmiş ise de; davacı tanıkları davacı …”in daha önce elektrikçi dükkanı olduğunu, dükkanı tasfiye ederek emekli olduğunu, şu anda kendi iş yerini çalıştırmak istediğini, davacı …”in otel işletebilecek bilgi ve yetkiye sahip olduğunu, emekli maaşı dışında başka bir geliri olmadığını, daha öncede kardeşleri ile otel işlettiğini bildirmişler, davacının ihtiyacının samimi olduğunu doğrulamışlardır. Bu durumda mahkemece, kiralananın tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle ihtiyaç iddiası samimi olmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 30/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

- ANTORYUM HUKUK BÜROSU OLARAK HUKUKİ TÜM UYUŞMAZLIKLARINIZDA YANINIZDA OLMAK İSTİYORUZ. MÜVEKKİL ve AVUKAT ARASINDA KURULAN VEKALET İLİŞKİSİNİ ÖNEMSİYORUZ. ☎️ 05344191991